AKA'NIN GENÇ KALEMLERİ

AKA'NIN GENÇ KALEMLERİ

Vatan Sevgisi

 

Vatan bizim yuvamızdır, bazen annemizin sıcak yüreği, bazen de babamızın güvenli kollarıdır. Vatansız insan, gurbete uçan kuşlara benzer, esen rüzgarla savrulur gider. Örfümüz, adetimiz, atasözlerimiz hepsi vatanımızda öğrenilir. Vatanında büyüyemezsen, kökleri zayıfladığı için devrilen ağaçlara benzersin.

Bir de Vatanı Türkiye’m gibi yüzlerce medeniyetin beşiği olmuşsa, tarih kokuyorsa, tarih yaşatıyorsa ayakları sağlam basarak, köklü bir çınar gibi büyür insan.

Denizi ile yeşili ile dört mevsimi birlikte yaşatabilmesi ile sevinçle, mutlulukla, huzurla büyür insan.

Hepimiz vatanımıza sahip çıkmalıyız, Vatanımızı çalışarak yüceltmeliyiz. Vatanımızı bize armağan eden Atalarımıza minnet duymalıyız. Vatansız insan beşiksiz bebek gibidir. Bizi beşiksiz bırakmayan Ata’mızı saygıyla anmalı ve O’na layık olmalıyız.

 

 

                                                                                                                                             Ecem Naz İbişler

                                                                                                                                                       3/A

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ARKADAŞIM KARDAN ADAM

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir yer varmış. Bu yerde hep kar yağarmış. Burada yaşayan çocuklar hep mutluymuş.

Az uzaklarda bir kulübe varmış. Bu kulübede bir kız yaşarmış. Bu kız diğer çocuklar gibi karla oynayamıyormuş. Dışarı da çıkamıyormuş. Bir gün O kız kapının küçük deliğinden gelen karla çok küçük bir kardan adam yapmış. Ama o bembeyaz elinde o kardan adam erimiş. Kızın gözleri dolmuş. Pencereden eğlenen çocukları izlerken yavaş yavaş ağlamaya başlamış. Birden bire kapısı hareket etmeye başlamış. Sonra kapı açılmış kız çok korkmuş saklanacak bir yer aramış, ama bulamamış. İçeri giren kişiyi merak eden kız yavaş yavaş ona bakmış. Önündeki kişi bir kardan adammış. Kız daha fazla korkmuş kardan adam kızın başını okşamış kızın ismini sormuş. Kız;

-İsmimi bilmiyorum, demiş. Kardan adam ona “Kış” ismini vermiş ve demiş ki;

-Senin ismin “Kış” olsun. Kızın yüzü gülümsemiş ve

-Çok güzel bir isim, demiş. Kardan adam

-Ben sadece dürüst, iyi davranan ve yalan söylemeyenlere gözükürüm, demiş. Kız şaşırmış çünkü onun hiç arkadaşı yokmuş ve hiç konuşmuyormuş.

Kardan adam;

- Arkadaşının olmadığını biliyorum, senin durumuna üzüldüm, bu yüzden geldim. İstersen senin arkadaşın olabilirim, demiş. Kız çok mutlu olmuş;

-Evet arkadaşım olmanı çok isterim, demiş. Kardan adam Kış’ı dışarı çıkarmış. Kış ve kardan adam oyun oynamışlar. Sonra yanlarına bir çocuk gelmiş. Çocuğun adı Eylül’müş. Çocuk Kışın ismini sormuş. Kış;

- Benim adımda Kış, demiş. Kardan adam;

 - Ne güzel ikinizin de ismi bir mevsim ismi, demiş.

 Eylül;

-Ama benim ismim bir ay ismi, demiş ve kardan adama kartopu atmış. Kardan adam gıdıklanmış, Kış gülmüş ve beraber oyun oynamışlar.

Kış, kardan adama sormuş

-Nasıl Eylül seni gördü? Kardan Adam şöyle cevap vermiş;

-Çünkü ben sadece iyi kişilere gözükürüm.

Ecrin ALBAYRAK

                                                                                                                                                               3/A

VATAN SEVGİSİ

Vatanımı seviyorum,

Çünkü onun sayesinde okula gidebiliyorum,

Onun sayesinde rahatça dolaşabiliyorum,

Onun sayesinde –hürüm- diyebiliyorum.

Belki onun sayesinde gülüp oynayabiliyorum.

Vatanım var diye hayaller kurabiliyorum, geleceğe ümitle bakabiliyorum.

Vatan sevgisini vatanını kaybedenler bilirmiş derler.

Vatanıma iyi hizmetlerde bulunabilmem için iyi eğitim almalıyım, kendimi sürekli geliştirmeliyim.

 

 

Vatanını Sev,

Vatanına Sahip Çık…..

 

 

Ecrin ALBAYRAK

                                                                                                                                      3/A

TATİL

Tatil geldi hoş geldi,

Herkes mutlu, herkes sevinçli,

Kar yağsa kardan adam,

Güneş çıksa oyun.

 

Tatil geldi hoş geldi,

Herkes mutlu, herkes sevinçli,

Tatilde herkes mutlu sevinçli,

Bitmesin deriz, ama bir yandan da okulu özleriz…

 

 

 

                                                                                                                                                                                 Ecrin ALBAYRAK

                                                                                                                                                                                          3/A

TOPLUM VE EĞİTİM

Bir toplumun gelişmesinde eğitimin rolü büyüktür. İnsanların eğitim düzeyi toplumun da eğitim düzeyini gösterir. Kişiler ne kadar bilgili olursa insanlık o kadar gelişir. Lakin toplumdaki insanlar cahil oldukça o toplum gelişemez. Milletinin geçmişini bilmeden yararlı işler yapamaz. Dilini bilmezse doğru ve düzgün bir şekilde iletişim kuramaz. İnsanlara kendini anlatamaz. Eğer kendini iyi anlatamazsa, o kişi toplumun içinde yok olup gider.

Evvela eğitim ailede başlar. Çocuk önce ailede; düşünce kalkmayı, yürümeye çalışırken pes etmemeyi öğrenir. İlk kelimesini söylerken mutluluğu tadar. Büyürken yakın çevresinin ve anne-babanın özelliklerini alır, özgürlüğü ve fikir belirtmeyi kavrar, hayat hakkında ilk fikirleri oluşur, merak duyguları gelişir ve okul için hazırlanır. Daha sonra okula gider ve gelecek yıllar için çalışır. Arkadaşlar edinir, ülkesini tanır ve başarılı olup meslek seçer. Mesleğinde başarılı olursa toplum için faydalı bir birey haline gelir.

Aka Okulları da işte böyle bireyler yetiştirmek üzere vardır. Çocukları her yönde geliştirmek ve çeşitli konularda fikir sahibi olabilmesi için çalışırlar. Resimde, tiyatroda, müzikte iyi olmaları için uğraşırlar.  Çocuklar derslerinde ve hayatlarında başarılı ve aktif olurlar. Ülkesinin farkında olup yapması gereken şeyleri bilir. Böylece Aka Okulları’ndaki çocuklar bilinçli ve ülkesine yararlı bireyler haline gelirler.

Sumru SUBAŞI

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                7/A

SANAT

 

Sanat, en temel düzeyde anlatılması gerekirse insanlığın ortaya çıkışından beri düşüncelerin, yaratıcılığın, hayal gücünün ifade ediliş biçimidir. Aslında bütün insanların hayatında yer edinmiş olmasına rağmen sanat, pek az insan tarafından fark edilmektedir. En azından bizim toplumumuzda bu böyle. Dünyada sanata en çok ihtiyacı olan ülkeler arasında olsak da, kimse bunu görmüyor bana kalırsa. Sanatın desteklenmesini bırakın, sanata tahammül bile azaldı denebilir belki. Ülkemizde sanata ve sanatçıya verilen maddi ve manevi destek diğer ülkelerin ciddi oranda altında yer almakta. Oysa sanat, ünlü yazar ve düşünür Tolstoy’un da dediği gibi düşünebilen, gerçeği görebilen, toplumu anlayabilen insanların işidir. Çevremizde gelişen olayları farkına varmak varabilmenin en güzel yoludur. Ruhu besler, hayal gücünü geliştirir. Gerçek bir sanatçının kötü ve kalitesiz bir insan olması mümkün değildir. Çünkü cahilliğe karşı en büyük mücadeleyi yine sanat vermektedir.

 

Sanat denildiğinde akla güzellikler gelir. İnsanın var oluşunu,sarsıntılarını,yalpalanışlarını,düşüşlerini,kalkışlarını, çığlıklarını, sessizce ağlayışlarını, sevincini, hüznünü, üzüntüsünü anlatabilmek, diğer insanlara aktarabilmenin daha güzel bir yolu var mıdır ki? Bu yüzden sanattan uzak kalan bir toplum tarihin kayıp sayfalarının arasında silinip gitmeye mahkumdur.

 

Mustafa Kemal  Atatürk de bu durumu şu sözleri ile ifade etmektedir: “Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Bu yüzdendir ki insanlığı kurtaran şey yine sanat olacaktır.

 

Zeynep Ece CİCİMEN

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                     7/B

 

ÇEVRE KİRLİLİĞİ

 

Günümüzde çevremiz çok kirli hale geldi. İnsanlar bütün çöplerini yerlere atıyorlar. Hatta bazı insanlar çöp kovasının yanlarına gitmelerine rağmen içine atmak yerine yanına atıp bırakıyorlar.

       Bizler böyle yaptıkça pis kokular, hastalıklar, ormanların azalması hep devam edecek. Bazı insanlar çöpleri çöp kutusuna atıyor, bu iyi bir davranış. Fakat çöp kutuları dolduğunda belediyedeki çalışanlar gelip toplamıyorlar. Biz görevimizi yerine getirsek de onlar getirmiyorlar. Bu sayede hastalıklar çoğalıyor. Daha çök böcekler oluyor ve en kötüsü de ormanlar yok oluyor. Ormanlar yok olursa yağmurlar azalır ve kuraklık başlar. Fakat bunları kimse düşünmüyor.

        Kısacası çöplerimizi çöp kutusuna atıp çevremizi temiz tutmalıyız. Çevremiz temiz, insanlar mutlu ve huzurlu olursa çok güzel olur.

 

Nilsu YURTSEVEN

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                        7/B

 

DİLİMİZ

 

         Dünya üzerinde pek çok farklı ülke vardır. Bu ülkelerin bayraklarının, kültürlerinin, yasalarının ve onları oluşturan tüm unsurlarının yanı sıra, onları gerçekten bağımsız yapan ve bana kalırsa diğer  tüm unsurlardan daha önemli olan şey dilleridir. Dil, bir topluluk için gerçekten çok önemlidir çünkü daha sonraları oluşmuş  kültüre ve tasarlanmış bayrağa karşın, topluluğun  köküne  kadar  iner. Dil, toplulukların ayakta durmalarını sağlamıştır ve hala da sağlamaktadır.

         Ülkemizin dili olan Türkçe de köklü ve zengin bir dildir. Kaynaklara göre Orta Asya'daki zamanlarımızda bile kullandığımız dil Türkçedir. Türkçede  tüm savaşlarımız, destanlarımız, en derin acılarımız, masallarımız, değerlerimiz saklıdır. Bizi bir arada tutar ve ulus yapar. Dilimiz sayesinde birbirimizi derinden anlarız. Zaman içinde oluşmuş  atasözlerimiz ve  deyimlerimiz bize ne kadar çok şey anlatır. Geleceğe bir şeyler bırakabilme ihtimalimiz varsa, bunu Türkçe aracılığıyla yapacağız. Unutulmamalıdır ki, bizi bütünüyle saran, en önemlisi bizim bağımsız bir ülke olduğumuzu belgeleyen şey Türkçedir. Yok olup gitmek istemiyorsak korumamız gereken şey dilimizdir.

         Ne yazık ki, dilimizi korumayı o kadar da iyi başaramıyoruz. Belli başlı kelimelerimizin yerini başka dillerdeki anlamdaşlarının almasına engel olamıyoruz. Hepimizin anlaması gereken şudur ki, bunu yapmak bize hiçbir şey katmayacaktır.  Bu kadar basit görünen bir şeyin bize zarar verme olasılığı gerçekten çok yüksek. Şöyle ki, dilimizi minik minik de olsa kaybetmek, benliğimizi kaybetmektir. Eğer benliğimizi kaybedersek, bağımsızlığımızı kaybederiz.

         Sonuç olarak, milli birlik ve beraberliğimizi sağlamak ve ulusumuzu daha uzun süreler için var etmek istiyorsak Türkçeye sahip çıkmalıyız. Türkçemiz bizim ses bayrağımızdır.

              

                                                                                                                                 Melis Mat

KAYIT BAŞVURUSU

KAMPUS SEÇİMİ

OKUL SEÇİMİ

SINIF SEÇİMİ